Makyaj Çantası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Makyaj Çantası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Mayıs 2011 Çarşamba

Arap saçı

   Arada kaldım. İleri gitsem gidemiyorum, geri gitsem onu hiç yapamıyorum. Kim ne dedi , hangisi doğru diye düşünmekten bıktım. Ben onu seviyorum ama ya bütün yaşananlar yalan ise ? 

   Biz Badem ile tatile gittik. Aşk tazeledik derler ya aynen öyle. En güzel tatilim idi diyebilirim. Okulumu , arkadaşlarımı özlemişim ne güzel! Mutlu mutlu okula geldim derken o Arap süpürge bütün moralimin içine etti. Çıkışta konuşmamız gerekiyor, senin hakkında çok önemli dedi. Okulun yakınında bir avm var. Orada konuşalım rahat rahat dediler. Bizde makyaj çantası olarak gittik. Süpürge anlatmaya koyuldu. Badem, Süpürge'nin peşini hiç bırakmamış, istese köpeyi yaparmış. Badem hep beni eleştirirmiş,elim dursa ayağım durmuyormuş, bana çok para harcıyormuş diye anlatmış Süpürge'ye sözde! Hatta ben Badem'i tehdit ediyormuşum! Benden ayrılırsan annen ile konuşurum , uyuşturucu kullandığını söylerim diyormuşum.
   Süpürge öyle bir anlatıyor ki o an her şeye inanıyorsun. Vay be Badem bana bunu da mı yapacaktın ? Püüü sana diyorum içimden. Ama biraz mantıklı düşününce Badem'e attığı mesajlar
aklıma geliyor. Madem o senin için deli oluyor, her İstanbul'a dönüşünde sana mesajlar atıyor. Sende onu seviyorsan ki evet seviyordum dedin, neden köpeğin yapmadın? Badem seni seviyorsa daha senden ayrılmadan kapıma neden geldi ? Neden beni affet, seni seviyorum dedi? Bir zorlama mı yaptım ? -Hayır. Ben onu hiç bir konuda zorlamadım, annesi konusunda tehdit edecek birisi de olmadığıma göre bunların %90 nın uydurma olduğunu düşünüyorum (%90 ın sebebi de çok yemek yediğimi söylemiş orada da haklı yani =D).
   Özellikle de zamanın da Badem'in en yakın arkadaşı Arda ile çıkıp , Badem hakkındaki bütün bilgileri aldıktan sonra 'ben hala Badem i seviyorum' diyip ayrılması böyle düşünmeme sebep oldu.
   ''Süpürge, 7 ay boyunca bıkmadan Badem'e mesaj attın.''
   ''İnsan sevince fark etmiyor Lipstickciğim.''   
   ''Eee hani sevmiyordun ???.. '_'
    Ben bir şey sorunca ya konuyu değiştiriyor ya da cevap vermiyor ama Süpürgecik susmak bilmiyor :S Tam o esnada telefonumun sesini duyuyorum. Telefonuma bakıyorum. Arayanın isminde 'sevgilim' yazıyor. Aslında açmayacaktım ama yanlışlıkla basıyorum. 
  ''Sevgilim benim, günaydın. Nerdesin ??''
  ''Tahmin et hayatım neredeyim ? ^_^ ''
  ''Aşkım neredesin ?'' 
  ''Süpürge ile oturuyoruz aşkım. Senin hakkında bilmediklerimi anlatıyor.''
  ''Ağzına sıçtırtma Lipstick. Ben sana demedim mi o kızla bir daha görüşmeyeceksin diye ?! ''
  ''Ama hayatım sen bana onun yanına gitmeyeceksin dedin. Onun benim yanıma gelmeyeceğini söylemedin ki ^_^'' (Kızlardan kahkaha sesleri duyuluyor) 
   ''Hemen Aseton'a ver telefonu.!''
   Aseton'a veriyorum vermesine de telefon Aseton da kalmıyor. Bir Yalaka alıyor bir Belle'ye son olarak da Süpürge'ye uğruyor. 
   ''Badem, oraya geleceğim o zaman konuşacağız hiçbir kanıtınız yok.'' dedikten sonra nihayetinde bana dönüş yapıyor. Bana dönüş yapmasıyla Badem'in hemen oradan kalkıyorsun demesi bir oluyor. Makyaj çantası da benim arkamdan kalkıyor. Avm den çıkıyoruz.
   ''Badem sakin olur musun lütfen?! Ben o kadar sinirlenmedim. Bu olaylardan sonra ayrılabilirdim!''
    ''Bana hiç mi güvenmiyorsun ? O kızların neler yaptıklarını biliyorsun. Hepsi yalancı, sadece bizi ayırmaya çalışıyorlar.''
    ''Daha fazla bu konu hakkında konuşmak istemiyorum sevgilim. Sen gelince konuşulacak zaten o zaman da içim rahatlayacak.''
   ''Lipstick, hoparlörü açar mısın ?Kızların da duymasını istiyorum şimdi söyleyeceğimi.'' İçimden alla alla Badem ne söyleyecek acep diye geçiriyorum. 
  ''Açtım sevgilim duyuyor musun ?'' 
 -Aşkım.. aşkım benimle evlenir misin ????
...
  ''Aseton, bir kahkaha atıyor. Telefonda evlenme teklifi mi edilir? Daha uygun bir zamanda yaparsın bunu şekerim.'' 
  Bence de Badem. Ama ne yalan söyleyeyim hoşuma da gitmedi değil :)
  Şimdilik Badem'i beklemekten başka yapacağım bir şey yok. Evlenme teklifine de cevap vermedim . Gelsin bi tek taşla düşünürüz :))




Lipstick

23 Ocak 2011 Pazar

bizi anca platonik paklar

"mal mıyız oğlum biz" diye soruyorum günlerdir kendi kendime. henüz elle tutulur bir yanıt alamasam da, anlatacaklarımdan sonra sizin de bana katılacağınız kanısındayım.
şimdi biz, pek sevgili ve güzel Makyaj Çantası kızlarının peşine (yok peşine demeyeyim dee-neyse işte anlattıkça ne demek istediğimi fark edersiniz) birçok adamın takılmışlığı vardır. biliyorsunuz, en büyük yakınmamız platonikliğimiz.
eye-liner mesela. hayatının adamını ellerinden, durun durun düzeltiyorum, dudaklarının kenarından kaçırdı! şu, Esmer deyip yere göğe sığdıramadığı adam var ya. hani buluşmuşlardı, adam bunu öpecekti de o çekildi. (bu kısımlarından size söz etti mi bilmiyorum ama, bende gizli falan yok! :Pp) heh, işte bu adam o kadar uzun süre peşinden koştu bizimkinin. ama eye-liner bu! ne yaptı, tabiiki de reddetti adamı! valla şuan gelse, aseton çıkalım dese (ki katrilyonda kaşığın ucuyla dahi ihtimal yok ama sözün gelişi işte) bir dakka bile düşünmem çıkalım derim. hayır, tabiiki de arkadaşlarımın beğendiği adamlara göz dikecek biri değilim; amacım size Esmerin ne kadar tatlı bi yaratık olduğunu anlatabilmekti. ne diyordum ya, karıştı her şey... işte bu eye, olmaz falan fistan dedi çekildi gitti çocukcağız. şimdi de ne yapıyor biliyor musunuz? tenefüslerde adamı gözleyip, adını dilinden düşürmüyorrrr! arghhh!
gelelim pudra'ya. ulan kıza tanıdığı tanımadığı her yaş ve kategoriden adamlar sarkıyor. bu hepsiyle mesajlaşıyor neredeyse, içlerinden beğendikleri de çıkıyor. hatta çok çok beğendiği taş herifleri kendi ekliyor, muhabbet kuruyor, numarasını alıp mesajlaşmaya başlıyor falan. sanmayın pudra bu adamların en azından eli yüzü düzgün olanlarıyla görüşüyor, öpüşüp koklaşıyor falan... ne yapıyor biliyor musunuz? tam yakınlaşma esnasında, o ince çizgiyi kopartıp atıyor! sonra ne mi oluyor, gelenlerle gidenlerin sayısı dengeleniyor...
lipstick açısından da dünya toz pembe değil elbet. tamam, en azından aramızda platonik olmayan bi o var ama mükemmel bir ilişkisi yok. kavga, dert, tartışma, diğer kızların ilişkilerinde kınadığımız bisssürü şey falan... sırf "seviyorum"un alışkanlığından katlanıyor o adama belki de, tam olarak bilmiyorum..
beni soracak olursanız, hiç olmadığım kadar saçmalıyorum. yunan sevgilimden sonra, "bu yaşlarda ilişkileri gerçekçi bulmuyorum ve onaylamıyorum vik vik vik" diye laf ebeliği yapan ben, artık "sevgilim olsoooooooooon!" diye yakarıyorum resmen! beni bu Carlos bozdu ulan şair, vallahi de billahi de o bozdu. platonik yani. adama gittiler, böyle böyle aseton seni beğeniyor dediler o da insanlıkla gelsin tanışalım dedi. olmadı kaplan bile sordu lan aseton neden gelmiyor diye. ama yoook, bir şeyler olacak ya, illa kaçacağım! hay kendi kendimin bir yerlerine... peşimden yüzbinlerce adamın koştuğu falan yok. işine gücüne bakıp sakince aşkını yaşamak isteyen biriydim kiiiii, şu platonik furyasına katılana kadar...

yani diyeceğim, biz makyaj çantası sakinleri (çok da sakin değiliz ama apartman yöneticileri toplantı oldupunda böyle apartman girişine falan "apartman sakinleri" yazar asar ya, ondan dolayı şey ettim. apartmandakiler de çok sakin değildir ama yazılır. neyse işte.) aşkın gerçeğiyle (aşk demeyeyim de, öpüşüp mesajlaşmak, aşkım demek, çocuğun evine gidip sevişmek) burun buruna geldiğimizde kendimizi çekip platonik takılmaya devam ediyoruz. anlayacağınız, bizi bir tek platonik aşklar paklar...



Aseton

14 Ocak 2011 Cuma

Çalı Süpürgesi

  Ben Badem Badem diye diye artık herkesi bıktırdım. Annem bile yine başladın diyor. Ama tek başına Badem değil ki. Badem'in eski kız arladaşlarıda her zaman benim gündemimdeler. Şimdiden söyleyeyim bir çekememezlik söz konusu değil. Badem zaten benimle yani onları kıskanma gibi bir durumum yok ama o kızlardan 2 3 tanesiyle aynı okulda isen birazcık sorun oluyor.
 Bunlardan bir tanesinin adı Süpürge(saçlarından dolayı). Ben hayatımda bu kadar takıntılı bir sürtük görmedim.Biraz başa saracak olursak; Süpürge ile Badem 2 sene önce kısa bir süre çıkmışlar. Ama Badem, Süpürge den sonra da çok kızla çıkmış. Neyse işte bizim Bademle 3. ayımızda, Süpürge diye bir arkadaşım var sevgilisinden ayrılmış benimle konuşmak istiyor diye benden izin aldı. Bende aptalın önde gideniyim. Hiç aklıma gelmiyor, biz çıkmaya başlamadan bir sene önce Bademle msn de konuşurken Süpürge diye bir kızdan hoşlanıyorum demişti. Süpürge meğer buna senin için sevgilimden ayrıldım, seni çok seviyorum , ne olur biz çıkalım demek için çağırmış. Benimde gezenti arkadaşlarım Badem'i görmüş. Senin ki burada yanında da bir kız var diye haber veriyorlar. Benim haberim var ama neye yarar. Bu olaydan 2 hafta sonra sebepsiz bir şekilde ayrıldık ve daha o akşamı Süpürgeyle çıkmaya başlamış!! Ben tabii hüngür hüngür ağlıyorum. Aseton kurban olayım şu Badem ile bir konuş bir daha erkeklerle yüz göz olmayacağım diyorum(Yok öyle bir dünya). 
  Biz ayrılığımızın 4. günde buluştuk. Aradan 2o dk geçmedi durduk yere ellerimi öpmeler, saçımı okşamalar, sarılmalar falan derken biz bununla barıştık sanıyordum. Baya baya yiyiştik abi. Ayrılma vakti geldiğinde okulda yanıma gelme, arada yine buluşuruz, bana sakın mesaj atma, bitti, buraya kadarmış diyeceğini bilseydim. Tenezzül edip gitmezdim bile. Resmen ayak üstü beni yaladı yuttu sonrada bay bay dedi öküz ! 
  Okul geldi çattı. Çocuk resmen beni görmezden geliyor. Bizim sınıfta bir çocuğa bile ağzını yokla demiştim. Badem de yeni ufuklara yelken açmak lazım demiş :@ Allah'ından bul emi! İçimden nasıl küfür ediyordum ama bir yandan da onu çok özlüyordum :( Aradan 2 3 gün geçti , Badem in aklına nereden estiyse arkadaş kalalım , birbirimizi görünce kaçmayalım gibi şeyler dedi. Bende buna uydum. Beni sınıf kapısında görünce yanıma geliyordu, halimi hatırımı soruyordu, iyiyim diyordum ve çekip gidiyordum. Asetona da bana çok soğuk davranıyor diyormuş.Ne bekliyordu ki, kankası mı olmamı istiyordu :S Aynı servisle gelmeler, sürekli bana laf atmalar, Asetonun ağzını aramalar fln. İstiyor musun, istemiyor musun bir karar ver. Oyuncak ettin beni! 
  Ben birkaç gün sonra serviste şapkamı unutunca Aseton'un Badem'e şapka mı alabilir mi diye sormasını istemiştim. Sabah almış, getirdi. Benim yüzümü görmek istemese yapmazdı.
  Can Yücel'in Badem ile bana çok uygun bir şiiri var. Aseton, Badem'e bu şiiri yollamam konusunda ısrar etti. Aslında bende çok istedim ve yolladım. Bir sonraki gün beni arkadaşlarım arasından aldı, güzel şiir sağ ol dedi ve gitti. Aseton'a da okumadım destan gibiydi demiş :S Demek ki insan boşuna katil olmuyor.
  Birkaç gün sonra benden dil ve anlatım defterimi istedi. Alt dersi varmış. Git başkasından al deyince köpürdü. Asetonu aramış beni çekiştirmeye başlamış.Badem de çareyi Asetondan defter istemekte bulmuş. Hafta sonu ben, Aseton ve Pudra sinemaya gittik. Çıkışta Badem de gelip Aseton'dan defteri aldı. Benim doğum gününe yetişmem lazımdı kalamadım. Asetonda Badem'in ağzını aramış ama net bir şey söylememiş. 
  14 Şubatta içimi döken bir mesaj attım. Ve tahmin ettiğim üzere mesaj atmadı. Bir kaç gün sonra Asetona, mesajı 3 4 kere okudum ama hiçbir şey yazamadım demiş .O günden sonra aramıza buz dağları girdi. Beni görünce yönünü değiştirmeler , göz göze gelmeme çabaları bir anlam veremedim. Aradan 10 gün geçmeden Badem'in bir kızla çıktığını öğrendim.Haliyle yıkıldım. (Aseton o haftalarda bir süreliğine bizden uzaktaydı.) Asetonu aradım hemen. Hüngür hüngür ağlıyorum , onu dinlemiyorum sadece ağlıyorum. Biraz sakinleşince okula gittim. Nasıl boş geliyor. Sanki bir ben varmışım gibi.
  Badem derste Pudraya mesaj attı; 'Kantine gelir misin ? ' Pudra da zil çalınca indi. Küpem onda kalmış onu vermiş. Hiç vermese de olurdu. Akşama kendimi toparlamış, sakinleşmiş şekilde servise bindim. Badem efendi de servise bindi. Servis arkadaşım ve ben yerlerimizi aldık, açtık müziğimizi, Badem de arkamıza oturdu. Dada önce Badem yüzünden kavgalı olduğum kızda yanında.Servis boşaldı . Beni dürttü seninle bir şey konuşmak istiyorum dedi. Hay hay . Bizim orada indik. Biraz yürüdükten sonra, seni üzdüm, özür dilerim diye başladı. Bende tamam vicdanı el vermedi, günah çıkarmaya gelmiş dedim. Sonra baktım konu başka yöne gidiyor. Beni unutamadığını, Süpürge'nin yakasından düşmediğini, çok baskı yaptığını, dayanamadığını söylemeye başladı. Bir yandan da o kızla evlenilir, sözümden hiç çıkmıyor, kantine bile inmiyor dedi. Aklım karışmadı desem yalan söylemiş olurum. Tam evlenilecek kızsa evlen o zaman , bana bunu mu söylemek için geldin dedim. Hayır , ben seni istiyorum , seni çok özlüyorum dedi. Öyle mal gibi kaldım ama Badem'e belli etmemek için, yüz vermiyorum ayağına yattım.
  Elimi tutmaya çalışıyor. Çekiyorum, öpmeye çalışıyor itiyorum. Beni ikna etmek için kıvranıyor resmen . Net bir şey söylemeden eve gittim. Bana mesaj attı. Ama ben numarasını sildiğim için tanıyamadım. Daha fazlada uzatmayayım. Ne yaptı ne etti beni ikna etti o gece. Bir gün sonrada servis arkadaşımdan öğrendim ki dün akşam Badem serviste sürekli saçımla oynamış. Ve o kavgalı olduğum kıza da hep beni özlediğini söylemiş. 2 gün sonrada süpürgeyle ayrıldı. 
  Ayrıldı Badem ama Süpürge bu. Cadının önde gideni. Hanım hanımcık görünüp ağını ören ardından o şeytani yüzünü gösteren Süpürge ! Çok abarttım :D Ama buna yakın bir şey.
  Hadi ben kördüm. Aradan 22 gün geçmiş çıkmaya başlayalı o zaman öğrendim. O günde barıştık zaten. Ama bu süpürge başka cins. Pes dedirtti bana. Badem'in karşısına çıkmalar, sürekli beni unuttun mu diye mesajlar atmalar. Badem'in en yakın arkadaşlarından Arda'nın numarasını gizlice almış, sonrada o çocukla muhabbet kurmuş. Arda da Badem 'in bekçiliğini yapıyor. Bir kaç kere bir araya gelmiştik bu oğlanla. Hani bazı çocuklar olur bir iki kıkırdarsın biraz da yavşarsın kulun kölen olur. He işte aynen böyle. Ben anlamıştım aslında. Sürekli Süpürge ile mesajlaşıyormuş en sonunda da gönlü kaydı. Badem de resti çekti. Benim tükürdüğüm, üstüne bakmadığımı şimdi sen yalayacaksın demiş. Sonrada Lipstick'e de böle yaparsın sen dedikten sonra konuşmadılar bir daha.(Hiç değilse şimdilik) 
  En gerizekalı bile anlar yani kız seni oyuncak gibi kullanıyor. Boşuna küsmüş oldu. Tamam çıktılar ama Süpürge her bokta ayrılıyormuş bu çocukta köpek gibi yalvarıyormuş. Ama ne oldu Süpürge 'nin onunla işi kalmayınca attı bir kenara. 
   Bir taraftan da Badem'e tam 7 ay boyunca ara ara mesajlarını atmaya devam etti. En sonunda Badem teli değiştirdi de engelledi. 
  Aa Süpürge engelli falan der mi hiç. Yakın arkadaşından mesaj attı bu sefer. 
  Süpürge'nin durumuna da bir yandan acıyorum. Normal değil psikolojik sorunları var. Hem kendini küçük düşürüyor hem de acı çekiyor. (Eminim bizzat söyledi)
  Mazoşist misin ? Eğer öyleysen bizden uzak dur.
  Bir kızı yine bir kız anlar. Ben onu anlamak istemiyorum ama bir kız sevgilinizi rahatsız ediyorsa (haliyle sizi de rahatsız eder bu durum. Sevgilimiz rahatsız olmasa bile biz rahatsız oluruz.) O şırfıntıyı durdurmanın iki yolu var.


1. si : Annesine gidip , kızın sevgilimin yakasından düşmüyor. Hanım hanım kızına sahip çık yoksa bir gün sokaklara düşer.
2. si (daha çok uygulanır): Direk kızla konuşmak.
  
   Bu olay gündeme geldiğinden beri benim derdim Süpürgeyle konuşmak. Ama belli nedenlerden dolayı olmadı. Neyse ki Süpürge buna fırsat yarattı. Bademin facebook na mesaj attı.Kro mu ne tek bildiği acıların çocuğunu oynamak. Bende hemen yazdım. Rahat bırak artık bizi, biraz gururun olsun! Süpürge de gurur varmışmış , zaten o iş çoktan bitmişmiş. Badem olsa böyle demezdi yavşak. Hemen de nasıl kuyruğunu kıstırdı ama. Canımlı cicimli konuşmalar, mutluluklar dilemeler.. Bende kadınmışım, kötü olmamı istemezmiş, ne çektiğini bilmiyormuşum. 
  Badem sana bir şeyler yaşatacak kadar çıkmadınız ki ne acısıymış bu :S 
  Ay bu süpürgeden çektiğim yetmedi bir de arkadaşları çıktı başıma. Facebook'ta artık bize Trabzon diyen bir kız.(Ona da Belle diyelim. İsmine yakın bir şey.) Daha Haziran ayında karneleri alırken görmüştüm Belle'yi , hemen anladım ne mal olduğunu. Pis pis bakmalar, kaşları çatmalar. Tam bir tipik kanka örneği. Okulun ilk gününden de beni dikizlemeye başladı :S O baktıkça bende bakıyorum. Salak sanmasın yani görüyorum. Onlarla bir derdim yok aslında çokta fifi. Ben Badem'i kaptıktan sonra :D Makyaj çantasıyla da bu konuyu konuşmuyoruz. Lügatımızda Süpürge ve yandaşları yok. Süpürgeyi gördüğüm yok, kafam rahat derken bu salaklar kim oluyorlarsa :S 
  Belle, Yalaka'yı( Yalaka: Bir numaralı öğretmen şakşakçısı. Hocalar tembel öğrenci yalakalık yapınca ters ters bakarlar ama bu ayarda ki yalakalar aynısını yapınca bayılırlar.) takmış koluna bizim sınıfta dahil olmak üzere geziyorlar. Nereye baksam onlar .
  Bugün okuldan çıktık. Otobüs durağına doğru yürüyorduk, okulumuzdaki kendini hem popüler , hem serseri sanan bir sürtük bize el kol hareketi yapmaya başladı. Ne olduğunu anlayamadık Asetonla. Süpürgeyi çağırdı sürtük. Çaktım meseleyi. Kendi gelip bir şey diyemiyor bu kızdan yardım istiyor.
  Süpürge başladı konuşmaya. Biz bakıyormuşuz sürekli. Benimle bir derdi yokmuş. (Bir derdi olmayan insan böyle mi davranır ?) Asıl siz bakıyorsunuz, şu yanındaki arkadaşın sürekli bize bakıyor dedim. Yok yok yok biz baktığımız için hanımefendi bakıyormuş. Sürtükte kavga falan lafı edince hemen Süpürge, yok ben konuşmak istedim dedi. Kendi gelseydi o zaman yiyecek miyim onu. Ama hiç olmadığım kadar sinirlendim. Badem'e olanları anlattım. Bir de onların sınıftaki erkeklerin bana bacaksız dediklerini de söyledim. Süpürgenin boyu 1.4o benim omzuma bile gelmiyor. Kim bacaksız acaba! 
  Badem, Sürtükle konuşunca kıvırmış lafı . Süpürge de kavga mı ettik konuştuk , hak etti oda gel döv beni Badem yazmış. Aynen aktardım.
  Pazartesi soracağım ona bakalım kim hak etti. Doğru mu yapıyorum bilmiyorum . Badem bugün geliyor yani pazartesi okuldan beni alacak o kızlarda göt olacaklar ama konuşmazsam da çatlarım. Ben senin gibi yapmadım, bir derdim olduğunda kendim çözüyorum. Bademin kaç kere söylemesiyle olmadı ama bir kere konuşmamızla olduysa son kez konuşuyorum seninle, şimdi de sen beni dinle demek istiyorummm. Ve bunun gibi şeyler :D


Lipstick

3 Ocak 2011 Pazartesi

biz mutlu yıllar dedik de..

Geçtiğimiz senelerde okuduğum bir kitaptan sonra şansa inanmamaya başlamıştım. Evrene olumlu mesaj yollayacak, olmuş gibi davranıp gülümseyecek ve geri çekileceksin. Ne diliyordun? İşte artık o seninle! Bu kadar kolay bi sistemde geçen sene ne yaptıysam oldu.. Bu senenin başından beri tek bir şey istiyorum, Carlos, o da olmuyor! Anlamıyorum bizim aşkımıza garezin ne evren? Sanırım doğru stratejiyi uygulayamıyorum... Neyse, dönelim mi koskoca bir seneyi terk ettiğimiz o akşama..

Makyaj Çantası ile okuldan çıktık, okulun yanındaki avm'ye girip son gün lakırdısı yaptık. Herkes aynı fikirdeydi. Bugün Badem'den Carlos'un numarasını alıp ona mesaj atacaktım. Yaptım da en nihayetinde; numarayı alıp yazdım mesajı. Bekle bekle cevap yok.. Ben bu arada Yunanistan'dan gelen tek dost dediğim o adam ve yazlıktan arkadaşlarla birlikte X barda eğleniyorum. Bu böyle olmayacak dedim Aseton, at bir daha mesaj. Attım. Aradan bir dakika ya geçti ya geçmedi, Carlos arıyordu!! Öyle uygunsuz bir zamanda aradı ki! Barın en dip taraflarındaydım bir, konuşacak cesaretim yoktu iki, hadi açtım diyelim ne söyleyecektim adama derken arama sonlandı.. Yaklaşık bi yarım saat kadar sonra telefonu duymadım ayağına yatıp mesaj attım, iletilmedi. Ertesi gün tekrar attım, e bu da iletilmedi..


Bugün okula gelmeden Pudra ile "karşılaşmama" ayini yapıyoruz. Dualar, dilekler. Yağmurlu havada okula gitmek kadar kötüsü yoktur! Bugün. Hava yağmurlu, yanımda Eye Liner ve karşımda Carlos! Geç kalmıştık okula. Dönüp baktığını hissettiğim anda bakıp gözlerimi çevirdim. Hay ben şansımı sikeyim.. Ama durun, daha bitmedi!
Yine Pudra'nın gazına geldim, iyi mi? Bir arkadaşın numarasından saçma sapan bir mesaj attık (Carlos ben olduğumu biliyor.) , Pudra'dan gizli yapıp çaldırdık(Carlos ben olduğumu biliyor.) , benden gizli yapıp çaldırdık (Carlos ben olduğumu biliyor.) ve en sonunda mesaj attım. İletildi. Cevap mı? Tabii ki de vermedi! Bir tane daha atsam mı diyorum. Üf bilmiyorum!
Ya hani ben unutmuştum bunu? İlgilenmiyordum. Eşek gibiydi. Beğenmiyordum. Çok değişkenim yahu, bildiğin gibi değil!
Öyle böyle derken yeni yıla girdik işte. Biz herkese mutlu yıllar dedik de, bu yıl gerçekten umduğumuz kadar mutlu olacak mı ondan emin değilim işte. Sizi bilmem ama, en azından Makyaj Çantası'na biraz daha aşk getirmesini diliyorum 2011.
Hadi bakalım, yaşayıp göreceğiz.

Ps: Evet, çok utanıyorum. O son mesajı atmayacaktım! Fazlasıyla hata yaptım. Hani artık yüze bakma olayını falan geçtim..


Aseton

31 Aralık 2010 Cuma

Lipstick Usulü

  Biz hadi Taksime gidelim doğum günümü orada kutlayalım dedik de, bunun yol kısmını unuttuk tabii. Tam bir işkence! Nedir bu İstanbul trafiği yeaaa! 
Derken biz Gotik'le otobüste yerimizi kaptık. Yolda sürekli gözüme takılan 'sex shop' mağzaları oldu. Acaba çok mu talep var ? Ay bir de çaprazdaki kadın bizi dinlemiyor mu ? Özel hayat diye bir şey var, neyse ki uyudu da bizde rahat ettik. 
  Makyaj çanyasıyla buluşunca hemen yemek yedik.Şöyle gözümüzü gönlümüzü aydınlatacak bir herif bile yok. Hadi kendimi geçtim. Zaten evli, barklı, çocuklu havasındayım.
Bari kızlar nasiplenseydi. Oradan hemen pasta yemeğe gittik. Pastamı kestim, yanmayan mumlarımı üfledim. Kızlar, benim içinde dile, benim içinde derken kendim için bi bok
dileyemeden mumlar söndü.Hadi dedik bara gidelim. Biraz içtik, biraz foto çektik, biraz güldük derken eve gitme zamanı geldi. Son bir fotomuz olsun istedik. Önümüzde de
turist amca vardı'' profesyonel makinası da olunca bu amcada çekmezse kim çeker ?'' dedik. Eyeliner ve Gotik adamın yanına gittiler, fotomuzu çekmek için rica ettiler.
Centilmen çıktı herif ve günün en güzel fotosunu çekti :) Sonrasında da dağıldık.
  Ben, Eyeliner ve Gotik birlikte döndük. Yolda Gotik 'i tanımadığı biri aradı. Yemeğe çık benimle, hayranınım senin falan diyor. Aldım hemen kimsin diye bağrınmaya başladım. Adını söyle öyle vericem teli dedim. Mecbur söyledi. Meğer kuzeniymiş. Sevgilim olup olmadığını sormuş sonra da keko demişşş. Sensin keko öküzzz.
  Benim için gün bitmedi bir de akşam evde kutladık. Babam bg 'ye gittiği için gelmedi. Çok kızgınım ona ama kızsam da adam beni takmıyor. Gecenin sonunda makyajım akmış, her an kusacak modda dolaşıyordum. Hiç değilse kötü bir gün olmadığına şükrediyorum.


Lipstick


28 Aralık 2010 Salı

Sevişmeden Uyumayalım

Yorgun, yalnız, hasta, mutsuz ve karmakarışık bir haldeyim.. Evet, tam da şuanda bunların hepsini içimde yaşıyorum.. Dilerseniz konunun özünü anlamak için en başa dönelim..
Geçtiğimiz hafta Lipsitck'in doğum günüydü. Günler öncesinden plan yapıp cumartesi günü uygulamaya geçtik. Makyaj Çantası ve çanta dışında kalan ancak neredeyse içindeymiş gibi olan bir arkadaşla beraber caddeye çıktık. Yemek yedik, pasta kestik, bara gidip kafa dağıttık falan.


Tüm bunların sonunda ben, o Hayranım ile buluşacaktım. Makyaj Çantası'ndan en azından Pudra görsün herifi diye, Pudra'yı otobüse bırakma bahanesiyle tanıştırdım. Pudra bu, durur mu? Gıcık arkadaş moduna girip etraftaki yakışıklı erkeklerden, tek gecelik ilişkilerden falan bahsetmeye başladı. Düştü tabii benim Hayranın suratı, sustu konuşmadı. Neyse biz Pudra'yı otobüse bindirdik, cadde boyunca yürümeye başladık. Bu defalarca eve gitmeyi teklif etse de, kabul etmedim. Bi ara sokağa girdik (!) öpüştük falan. Oradan taa, aşağıya kadar indik. Güldük, tartıştık, eğlendik. Tam her şey güzel gidiyor, bu adamla olur belki derken o ağzındaki baklayı çıkardı..  "bu böyle gitmez"den girdi, "sen bana katlanamazsın"la bitirdi konuyu. Artık emindik, aramızda bir şey var ya da yok, tükenmişti.. Onunla da bitmişti.. Ben ilk kez o Yunan'dan sonra birine bağlanabileceğimi düşünmüştüm. Saçma biliyorum, hiç tanımadığım biri için bunları düşünmek.. Biliyorsun bitecek dedik, bitirdik.. Bir daha konuşmama kararı aldık. Ben arada mesaj atar, halini hatrını sorarım dedi. Otobüse bindirirkenki öpücüğünü unutmayacağım sanırım. Gözlerimin içine bakıp, kendine iyi bak dedi... İyi bakacağım dedim kendime, yine yalnız yine tek ve yine sevgiden yoksun, kendime hepinizden daha iyi bakacağım..
O gece arkadaşımda kaldım. Saat üçe kadar mesajlaştık onunla, benim kafa az biraz iyiydi. Zaten içimdeki Carlos da öldü.. Dün, bugün ve bundan sonraki tüm günler için geçerli, bitti içimdeki aşık olma isteği..
Yorgunum ve hastayım.. Hiç kimseyi istemiyorum yanımda. Şarkılar canımı acıtıyor. Nefesim ağır geliyor. Üzgün müyüm? Emin değilim.. Sadece içim karışık ve darmadağın.
Uzun bi ilişkiden savaşla çıkmış, üstelik yenilmiş gibi anlattığımın farkındayım ama hoş değil vedalar, bilirsiniz..

Ps: Yine kendine kaldın Aseton. Hadi onu da geçtim, elindekini tutamama konusunda bu kadar yeteneksiz değildin sen be!


Aseton

14 Aralık 2010 Salı

Kıymetsiz Dualar..

Bin bir çeşit duyguyu aynı anda yaşıyor gibiyim... Hepsi var içimde ve hiçbiri yok gerçekte. Öyle acı, ezici, dokundurucu bi duygu ki bu... İnan beş dakika öncesine kadar dünyanın en mutlu hatunuydum diyebilirim. Eminim sana da oluyordur. Yani böyle an geliyor, senden mutlusu yok. Kıskanılası bi sevinç içindesin. Ardından, abartısız bi on dakika sonra her şey silinip gidiyor.. Sanki onları sen yaşamamış, günlerdir ağlamaktan gözleri şişmiş de hayata nereden başlayacağını bilmiyormuşsun gibi oluyorsun. Nefes almak bile zor geliyor, gerçekten! Hele şu iç yanması yok mu, öyle zor ki onunla baş etmesi... Bu satırları yazan ben Aseton, bundan yalnızca dört gün sonra paraya para demeyeceğim belki de. Beklemediğim ve hiç ummadığım bir şey oldu. Sonra bir şey daha... Ama bi yerden sonra her şey kesilip bitiyor işte, kaldıramaz duruma geliyor insan! Soluk kesilip kalp beyne baskı yapmaya başlıyor... O an elinden geleni yapmış ama hiçbir sonuç alamamışsındır işte...
Yaptım mı lan diye soruyorum kendime de, kıyamıyorum olumsuz cevap vermeye. Acıyor insan kendine, en kötüsü de bu zaten.. Yaptın be Aseton, yaptın diyorum. Gittin, olmayacak adamı beğendin! Altını çizerek söylüyorum, ben sadece beğeniyorum şuan Carlos'u. Yani aslına bakarsan, herhangi bi isim koymak istemiyorum daha da küçük duruma düşmemek için.. Aşk değil, sevgi hiç olamaz. Hoşlanmak çok basit, beğenmek bambaşka işte.. Ya hani hayalini kurarsın, şurasında şuyu burasında buyu olsun dersin ya, ne dediysem ben geçmişte, bu adamda buldum. Yani saydığım, sıraladığım tüm görünüm özellikleri onda.. Biliyorum fazla takıntı yapıp kaptırdım kendimi ama olmuyor işte dinlediğim şarkılarda bile aklıma geliyor düşünün gerisi! Benim Yunan sevgilimden sonra fazla ara vermem kötü oldu... Merak etmeyin, onu da anlatacağım..
Pazartesi gününe dönecek olursak. Cumadan kalma bi heyecanla Kaplan'ın gidip Carlos'a her şeyi anlattığını düşünüyordum. Makyaj Çantası'yla okulun en görünen yerinde duruyoruz. Carlos gelecek, beni çantadan çıkartıp duyduklarım doğru mu diyecekti. Hayalimiz buydu yani. Bir de baktık, Kaplan ve Carlos merdivenden iniyorlar ama göz ucuyla bile bakmadı hayvanlar! Bu defter de böylece kapanmaya yüz tuttu sanırım...
Bir de ne oldu! Hayranlarımdan biriyle mesajlaşmaya başladık. Baya baya konuşuyoruz. Sonra ben ders çalışma ayağına falan yattım, adam beni evine çağırdı!!! Normalde yarın gitmem gerek. Tüm makyaj çantası git diyor, en azından öpüşürsün. Ama istemiyorum ki.. Şu Yunan var ya, daha bayramda öpüştük be! Çok özlüyorum onu da.. Ah Tanrım, kaç kalp verdin bana bilmiyorum ki!
Zaten "iki gülüştük bi gofret yedik" diye benim çoban ikizlerimin de götü kalktı. Carlos zaten sikine takmıyo adam beni. Ah ulan aşk! Bulacaaam seni!!

Ps: Şuan bu satırları yazarken bi yandan da Hayranımla mesajlaşıyorum. Ama bişey olmuyor işte. Heyecan yok oğlum hayatımda. Makyaj Çantasının içine tıkıldık, kız kıza geçiriyoruz hayatımızı.. Sikicem böyle şansı da, hayatı da, Carlos'u da!


Aseton
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...